Bu Gün Yemekte Ne var?

Bizim yerimiz...


Yorulmuş bedenimi dinlendirmek değil tek niyetim; ruhum bir kuytuda yaralarını Sarmak istiyor.Kalabalıkta annesinin elini kaybeden çocuğun yalnızlığıyla çalıyorum kapıyı..

İsmail açıyor her zamanki gülümseyen yüzüyle..Ah İsmail hiç mi yaran yok senin gülümsemendeki güneşi batıran?

Biliyorum onun da var incinmişlikleri,yaşamdan yana en çok. Yaşam ona da bir beden küçük geliyor, sığdırmaya çalışıyor elindekileri. Sığmayanları görmezden geliyor. Bir çoğumuzun yaptığı gibi.. İnsanın, içindeki elma şekerli çocuğu görmemesi; zır deliyi teğet geçmesi ne ürkütücü. Bir yere koyup, yerini bile bile unuttuğumuz -unutmaya çalıştığımız- bir eşya gibi davranmak kendi benliğimize; çeşme başında susuzluktan ölmekle eş değer...

Biliyorum kanatlarından kanıyor ama,gülümsüyor..

Tahta masalardan cama en yakın olanına koyuyorum ağırlıklarımı..Güzel ezgilerle bir tüy gibi hafifim şimdi..İnsanlar koşuştururken dışarıda, Uludağ'ı farklı bir açıdan seyretmenin lüksünü yaşıyorum. İçimdeki bütün insanlar oturmuş,su durulmuş,yaprak kıpırdamıyor.. Huzur gelip oturuyor karşıma.. Gülümsüyorum İsmail'in yüzüyle..

Gülümsüyorum,gülüm..gü.....

Birden o sakin göl kenarından Edith Piaf alıp götürüyor beni..O şarkı..Üzerimde sevinçten bir elbise, okuma bayramındaki çocuk heyecanından bir gözlük..Düşten hafif..

Bazen belleğimiz bir oyun oynar bize.Katlayıp katlayıp unufak ettiğimiz, bastırıp derine attığımız an(ı)lar , bir şarkıyla, bir kokuyla çıkar gelir..İpini koparmış bir uçurtma gibi bu güne uçar, tahta masalar ardından sıyrılıp gelir..Elini uzatır..Dans başlar..Yer çekiminin tersine atılan adımlarla usulcacık.. Denizin üzerinde kayıp giden yelkenli renginde.. Göğün mavisinden yüksekte...

....

Şarkı biter, yorulmuş kanatlar tahta iskemlelerde dinlendirilirken, bir damla gözyaşı düşer masaya, kırar düşleri..İsmail gelir,peçeteleri de alır düş kırıklarını toplarken masadan..

Yüzünde yine aynı gülümseme.. Ah İsmail hiç mi yaran yok senin gülümsemendeki güneşi batıran
"bizim yerimiz" burasi.

kisa adi dogader olan, "dogayi, cevreyi koruma ve doga sporlari dernegi"nin merkezi ussudur (uzay ussunden bahseder gibi ne lan bu?! heheh. hatta haahaha!); esasen dernegin calisma konulari ve bicimleri ile faaliyet alanlarinin belirlendigi bir yer olmakla birlikte, amacini gerceklestirmek icin ihtiyac duydugu geliri temin etmek amaciyla giristigi ticari faaliyetlerin mekanidir da ayrica.
mecburen yukaridaki tanimi yapmak durumunda kaldigim icin okuyucudan affimi dilerim. simdi gelelim sadete:

arkadasim ismine bakip da irak durma bu mekandan. bursa'da kesfedilmesi gereken mekanlardandir. cagristirdiginin aksine sadece dogader uyelerine degil, tatbilir her mudavime aciktir. hele ki cagdas hukucular lokali'nin yerinde yeller eserken, mehteran bolukbasi kuffarin yuregine o kutsal hanceresini her cuma aksami soluklar iken (onun da tadi ayri be.) bulunmaz bir hint kumasidir.
sahsen ben gec kesfettigim icin uzgunum. isterim ki sen tiz zamanda kesfet, kendine mekan belle. nam-i, diger olmayanaergi'nin yeri'nden sonra tek gecer oldugum bir kuytudur; o derece.

buranin isletmecisi ismail'dir. ben kendisine ismail hazretleri derim. rizeli'dir kendisi; ankara kulturu ile yogrulmus olanindan. envayisinden yemekler yapar. lakin balik cesitlemeleri ayrica takdire sayandir. misal, bursa'da "hamsili pilav" yenecek ender yerlerden biridir.

yerini de tarif edeyim tam olsun bari:

bak sinci, zafer plaza'nin ykm girisinden yukari cikan bir yol var. bildin mi? o yolu takip et, pirinc han'in bati kapisindan saga dogru kivrilan yolu bul. akabinde solda karsina hayyam bar cikar. hemen onun sagindaki apartman kapisina dal. ikinci kata dogru merdivenleri topukla. diyabet bilmem ne merkezinin ustunde kapisiyla goz goze geleceksin. cekinme, gir iceriye. vesselam baslasin yalan dunyanin asgari keyiflerinden biri.

velhasil; tesekkurlerinizi bana, sikayetlerinizi muduriyete yapmak kaydiyla ugrak yeriniz bura olsun bundan kelli.
afiyetler olsun, hadi gittim ben.
-----------------------------------------
eklemeyi unutmusum: bursa'da jazz ve blues cesnilerini dinleyebileceginiz bence yegane konusgahtir.
kablosuz interneti de mevcut, demedi deme.
farkettim de, reklam kokan bir entiri oldu. vallahi amacim bu degildi.
paylasmaktan baska bir arzum yok idi. kayitlara bu sekil gecsin isterim.
-----------------------------------------

(olmayanaergi)



7 Aralık 2008 Pazar
Bu gün yemekte ne var bölümü yeni açıldı, deneme...


Sayfalar : 1



Mail Listesi
 
Ekle Çıkar